SREBRENİSTA KATLİAMI

srebrenista_katliami_slayt

SREBRENİSTA KATLİAMI UNUTULMAMALIDIR !..

 

11 Temmuz 1995, Srebrenista’da sekiz binden fazla Bosnalı Müslümanın katledildiği gündür.

2. Dünya Savaşı’ndan sonra Avrupa’nın gördüğü en büyük katliamdır.

Balkanlar’da zihnen iğfal edilmiş katil sürüsü Çetnikler, kadın, çocuk demeden, yaşlı, özürlü dinlemeden, bütün bir sivil halkı hedef almıştır.

11 Temmuz günü Sırp Katiller Ordusu Çete Başlarından Ratko Mladiç’in söylemi, bu olayın faillerinin nasıl bir ruh hali içinde olduklarının kanıtıdır:

“İşte 11 Temmuz 1995′te Sırp şehri Srebrenitsa’dayız. Büyük bir Sırp bayramı arifesinde iken bu şehri Sırp milletine armağan ediyoruz. Nihayet, yeniçerilere karşı ayaklanmasından sonra bu toprakta ‘Türkler’den intikam almamızın vakti geldi”

Bu katili böyle konuşturan kimdir?

Bu katil böyle konuşurken susanlardır!

Osmanlı İmparatorluğu, Balkanlar’da yüzyıllarca hüküm sürmüş, tarafsız tarihçilere göre, halkların dini yaşayışına karışmamış ve dahası o zamanın imkanlarıyla, Anadolu dışındaki yerlere daha fazla yatırım yapmıştır.

Bir yüzyıl sonra ne olmuştur da, Balkanlar’da, Sırplar, Hırvatlar, Kosovalılar ve Boşnaklar birbirine girmiş; Yugoslavya nasıl çözülmüştür?

Bu soruların yanıtları Srebrenista Katliamıyla dolaylı olarak ilgilidir.

Yeni Dünya Düzeni’nin “Kent devletleri” tasarımına uygun olarak kışkırtılmış mikro milliyetçilik, çağdışı kalmış bir eğitim sistemi, işsizlik ve kültürel yozlaşma; Balkanlardaki halkları bir birine düşürmüştür.

En saldırgan en barışçıl olandan başlamış, sonuçta Srebrenista Katliamı gibi insanlığa karşı işlenen suç tabloları, tarihin utanç sayfalarına yazılmıştır.

Öte yandan, 6 Nisan 1991’de başlayan “Savaş” sonrasına Bosna’da yaşanılan büyük dramlar, 1995 temmuzundaki Srebrenista Katliamı ile sınırlı kalmamış, dahası, 14 Aralık 1995’teki ‘Dayton Anlaşması’nın sonrasında bile, özellikle Saraybosna’da yer yer devam etmiştir.

Binlerce genç kıza tecavüz edilmiş, tecavüz sonrası doğan çocuklar kendi kaderine bırakılmış, Bosnalı Müslümanların malları, arazileri talan edilmiş, canını kurtarmak için yollara dökülen insanlardan bazılarının akıbeti -hala- meçhul kalmıştır.

Evet 250 bin cana mal olan Bosna Savaşı’nın ve 28 bin kayıptan 25 binini Bosnalı Müslümanların oluşturduğu Saraybosna’daki cinayetlerin failleri bellidir…

Bunlar Miloseviç dahil, Lahey’deki Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesinde, insanlığa karşı suç işlemekten, savaş suçu işlemekten, soykırımdan cezalandırılmışlardır.

Ancak ne bu durum Bosna’da öldürülen masum canları geri getirebilir, ne de bu konunun uluslar arası anlamda siyasal sorumluluğunu unutturabilir.

Srebrenista Katliamı, bilinen odur ki, “aylar öncesinden geliyorum” demiş; ne yazık ki, ABD, NATO ve BM bu olguyu tıpkı Bosna savaşı’nı üç yıl “izledikleri” gibi göz ardı etmişlerdir.

Kaldı ki, 11 Temmuz 1995 günü katliamın gerçekleştirildiği bölge, Birleşmiş Milletlerin “korunaklı” ilan ettiği altı bölgeden biridir ve bu menfur katliam, Hollandalı Barış Gücü askerlerinin gözleri önünde cereyan etmiştir.

Balkanlarda akıtılan kanın durdurulması, çok sonrasında, -Batı ülkelerinde ve- Dünya genelinde, kamuoyunun, akademik dünyanın ve sanatçıların baskısıyla mümkün hale gelmiştir.

Bu gerçekler unutulmayacaktır. Bu gerçeklerden herkes bir ders çıkarmak zorundadır.

Gerçekten, sonrasında da görüldüğü gibi, Somali’de, Ruanda’da, “insan kırımını” sona erdirmek bakımından çok atıl kalan bir dünya sistemiyle / mekanizmasıyla karşı karşıyayız.

Bu uluslararası konvansiyonları kullanmak bakımından böyle…

Ama devletler düzeyine bakınca, Irak’ın, Afganistan’ın işgalinde ya da en son Fransa’nın Mali’ye müdahalesinde olduğu gibi, “nokta hedef”e yönelmek çok daha pratik ve pragmatik olarak gerçekleşmektedir.

Çünkü bu hedefleri tanımlayan emperyal çıkarlardır. Doğal kaynaklar, maden yataklarıdır.

Boşnakların ne madenleri ne de petrolleri vardı. Ne de kimseye ‘saldırma, “intikam alma” gibi niyetlerle büyüttüler kızanlarını…

Evlerinin duvarlarında Türkiye’den hatıralar, gelinlik kızlarının çeyiz sandıklarında umutlar, dillerinde besmele, ekmeklerinin derdinde olan; insanlardı…

20. yüzyılın sonunda, Avrupa’nın orta yerinde, aşağılandılar, hakarete uğratıldılar, vuruldular, yakıldılar, tecavüze uğradılar, soyuldular, ezildiler, yok edilmek istendiler…

Evet bu gün 11 Temmuz… Srebrenista Katliamının yıl dönümü… Unutulmamalıdır…

Bu katliamda yaşamını yitiren Bosnalı Müslüman kardeşlerimize Allah’tan rahmet, geride kalan ailelerine daim sabırlar diliyor, bu vahşet karşısında etkisiz kalanları, geç davrananları kınıyor, bu katliamı yapanları ve onlara destek olanları bin kez lanetliyoruz…

Bosnalı kardeşlerimizi ve Balkanlar’daki, Batı Trakya’daki soydaşlarımızı ve Ata yadigarı akraba topluluklarımızın mensuplarını, diğer insan kardeşleriyle beraber, huzur ve esenlik dolu bir yaşama, barışa, berekete ve esenliğe sahip olmaları umuduyla, selamlıyoruz.

R.Bülend KIRMACI
Parti Sözcüsü ve Medya Sorumlusu

765 Kez Toplam, 1 Kez bugun okundu

Tweet