Ozan AKARSU yazısıdır..!

anadolu_kartalı

2.Milli Mücadeleye Dair Notlar -6

El ilanlarını dağıttıktan sonra bir homurtu sarmıştı kıraathaneyi. Son dağıttığım masanın önünde durup derin bir nefes aldım. Hava soğuktu, biraz yorulmuştum.

Osman Pamukoğlu ha! Dedi yetmiş yaşlarındaki adam. Alışkanlık olsa gerek ‘’o da kim?’’ demesini bekledim ama demedi. Bir anda boğazına bir şey oturmuş olacak ki gözlerini acıyla kısarak yutkundu. Yanındaki de renkten renge giriyordu.

Ayakta durmuş televizyona bakan adam yanıma geldi; ‘’Rozet var mı be adaş?’’ dedi. Kaşlarımı kaldırdım, başı öne düştü, döndü gitti.

Yüzü renkten renge girenin yanında, başını kaşıyan ak saçlı adama baktım biraz. Üstündeki gri ceket solgundu. İçindeki kahverengi gömlekte öyle… Derin bir nefes aldıktan sonra kafasını kaldırıp bana baktı. Titreyen mavi gözleriyle; ‘’ Bu sefer yapacak mı bir şeyler?’’ dedi. ‘’ O zaten yapıyor yapacağını. Artık milletin istemesi önemli olan, hal ortada.’’ Dedim. Dudaklarını ısırarak eğdi boynunu. Başını sallayarak beni onayladı. Yüzündeki kırışıklıklar çoğalmaya başladı sonra. ‘’Ya olmazsa ne yapacak?’’ der diye umdum ama demedi.

Arka masada oturan hilal bıyıklı babam yaşlarındaki adam, daha öncekiler gibi; ‘’Ne işi var partiyle, gelsin MHP’ye geçsin!’’ demedi. ‘’Oyları bölüyor.’’ Demedi. Anlam veremediğim bir ifadeyle bakıp durdu.

Seçim zamanı mahallede kapı kapı gezip yaptıklarını ve yapacaklarını anlatan, hoş vaatler veren o düzen partilerinin düzencilerini, yine yalancı çıkarmıştı meclise girenler. Dolayısıyla yukarıda tükürülen bıyıkla, aşağıda tükürülen sakalın kesme vakti gelmişti.

Arkadan birinin gelip dürtmesiyle irkildim bir an. Bağıra bağıra derdini anlatan adam sustu, dürten konuştu. ‘’Ne zaman geliyor başkan?’’ . ‘’Yakında gelir diye umuyorum abi. Geleceğine yakın, duyururuz.’’ Dedim, gitti.

Alışkanlıkları bırakmak zor olacaktı. Fakat bırakmazlarsa da hepsi ülkelerinden olacaktı. Televizyonlarda söylenip duran mekik diplomasisi, telefon diplomasisi, arabuluculuk, açılım, mutabakat gibi kelimelerle ifade edilen siyasilerin tavırları anlamsız geliyordu artık her birine. Hepsinin düşündüğü şey, her şeyin iyice kötüye gittiğiydi.

Bir uçtaki masadan kalkıp yanıma gelen, ellili yaşlardaki kel kafalı adam tuttu kolumu. Yüksek sesle; ‘’Ben bu sefer ona vereceğim oyumu. Diğerlerinin yapacağı yok artık!’’ diye haykırdı. Ardından bağıra bağıra başladı dertlerini anlatmaya. Bir dokun, bin ah işit sözünün canlı örneği gibiydi. Dinledim sonuna kadar hiç ses etmeden. Hissettiklerimi belli etmeyeyim diye de eğdim boynumu. Dişlerimi sıkınca şişip inen şakaklarımı fark etti mi? bilemem. Ama ne kadar haklı olduğumun, ne kadar haklı olduğumuzun farkındaydı. Pişmandı.

Geldiğimden beri masa örtüsünün desenlerini incelermiş gibi duran adam, külçe gibi yaslandı arkasına. ‘’Bu kadar ileri gideceklerini göremedik. Yaptırmazlar dediklerimiz de bir şey yapamadı. Koalisyon, düzensizliktir derdik ama o düzensizliği bile arıyorum şimdi.’’ Dedi. ‘’Ha şöyle!’’ dedim kendi kendme sevinerek. Susarak oturanlar, benimle konuşanlardan daha çok şey anlatıyor gibiydi. ‘’Neyse… ‘’ diyerek iki adım geri attım kendimi. Gideceğimi anlayıp bakan herkesle göz göze gelip içtenlikle selam verdim, sağ olsunlar hürmetle aldılar.

Elimi kapıya attığım anda dışarıdan hızla gelen ocakçıyla burun buruna geldik. Heyecanlı bir ses tonuyla; ‘’Rozet ayarla bana. Sonra varsa poster, broşür… Osman Paşa’yı severim. Fotoğrafta ayarla dükkâna asacağım.’’ Dedi. Biraz çekingen bir eda takınıp ‘’İyi de siyasi içerik ters olmasın işletmede?’’ diye sordum. Hayretle; ‘’Siyasetçi değil Osman Paşa. Adamın dibi o ya! Dedi. Gözlerini kırpıp omzuma vurarak; ‘’Sıkıntı olmaz getir sen.’’ Diye ekledi.

Gülümseyerek çıktım dışarı. Soğuk yine yüzümü, gözümü döndürür bir hal almıştı.

Ama bu kış diğer kışlardan daha sıcak olacak belli.

Ozan AKARSU
12.12.2012

704 Kez Toplam, 1 Kez bugun okundu

Tweet