ÖCALAN’IN KADINLARI !

cazim_gurbuz_slayt

Öcalan’ın Tecavüz Ettiği Kadınlar ve Acıklı Öyküleri…
Irz Düşmanı Öcalan’la Pazarlık Edenlerin Namusları Var mı?

 
Öcalan’ın ırz ve namus düşmanlığına dair birçok öykü zaman zaman gazetelerimizde yayımlandı, bazı kitaplarda da yer aldı. İnternete girerseniz bu bağlamda bölük pörçük bilgiler edinebilirsiniz.

2005-2006 yıllarında Ağrı’da doktor olarak çalışıp Kürtlerle ilk kez orada yakın ilişkiler kuran, bu vesile ile Kürt ve ayrılıkçı terör sorunu ile ilgilenmeye başlayan Dr.Cemil Aslan, bu konudaki tüm bilgileri “Ararat’ta 320 Gün” adlı kitapta toplamış. Sayın Arslan, bu kitabından imzalı olarak bana da gönderdi. Okudum, çok yararlandım, yararlanacağım da.

Bu yazımda, o kitaptan, kendini dünyanın en büyük siyasal önderleriyle, Hazreti İsa ve Hazreti Muhammed gibi peygamberlere eş gören hasta ruhlu Öcalan’ın kadın konusundaki sapıklıklarını özetleyerek aktaracağım.

ÖCALAN VE KADINLAR
Annesi dışında hiçbir kadına saygı duymuyor Öcalan. Bir zamanlar nikâhlı eşi olan Kesire Öcalan’ı “Türk Hükümeti’nin kuklası ve casusu” olarak suçlamakla yetinmeyip, öz karısının “PKK içinde cinselliğini kullandığını” söylemekten de geri durmadı. Konunun uzmanları Abdullah Öcalan’ı bir “Woman Crasher” yani kadın parçalayıcı olarak niteliyorlar. Bu tiplerin kadına saygıları yoktur, onu bir seks objesi olarak görürler, bu da yetmez, işlerine gelmediğinde onları öldürmekten de çekinmezler.

PKK’da görev almış birçok kimse Öcalan’ın bir lidere yakışmayacak davranışları olduğunu ifade ediyorlar. Sözgelimi Aysel Çürükkaya, 2004 yılında Doz Yayınları arasından çıkan “PKK’da Kadın Olmak” adlı kitabında 10 kadının itiraflarına yer veriyor. Bu kadınlardan biri şunları anlatıyor: “Bu adam bir diktatör, bir ırz düşmanı. Her şeyi kendi çıkarı için kullanıyor. Beni aldı, Şam’daki evine götürdü. Kaldığım birkaç günde daha değişik durumlara tanık oldum. Orada tüm inancım kayboldu. Bir bayana tecavüze yeltendi. Aslen Bingöllü. Avusturya’dan kaçmış, 16-17 yaşlarında güzel bir bayandı.

Bir ara başka bir odadan dehşet içinde kaçtı. Benim arkama saklandı. ‘Aman Allah’ım, ben nereye gelmişim?’ diyordu.Yanımda bulunan bayanlar –ki çoğu şimdi buradadır(Almanya)- onu ikna etmeye çalışıyor, başkanın kendisini çağırdığını söylüyorlardı. Tekrar götürdüler. Bu kez aynı davranışları tekrar gösterdi. Oraya buraya, tuvaletlere kaçıp bağırıyor ağlıyordu. Arkama geçti. ‘Beni bu canavarın elinden kurtar’ diye yalvarıyordu. Kurudum kaldım. Hiçbir tepki gösteremiyordum. Aklımı yitirmiş gibiydim. Kız yakamdan tuttu ve bana ‘Sen hâlâ ne olduğunu anlamıyor musun?’ dedi. O an, daha önce Bekaa’da tutuklanan kızların anlattıklarını, yapılan dedikoduları hatırladım ve onların yalan olmadığını anladım. Bunları hep düşmanın psikolojik savaş propagandası olarak kabul etmiştim. Meğer doğruymuş. O gece o kız gelip yanımda yattı. Sabaha kadar ikimiz de ağladık. Bu adam(Apo)Kürdistan bağımsızlık savaşının önderi olarak bizim ırzımıza geçiyor.”

Şimdilerde “Sayın Öcalan” olan bu haydutbaşının bir zamanlar sağ kolu olan Şemdin Sakık, APO adlı kitabında “Önderlik isterse, jakuziye gireceksin” dedikten sonra, şu tespitleri aktarıyor: ‘Yanındaki tüm kadınlar Öcalan’ın her isteğini yerine getirmek zorundaydılar. Öcalan, kadın militanlarla isterse tek tek, isterse grup olarak sevişebiliyordu.’”

…VE İŞTE TECAVÜZ ETTİĞİ O KADINLAR VE ÖYKÜLERİ
İmralı Cezaevi’nden avukatları aracılığı ile evlenmek istediğini duyuran Öcalan’ın, örgütün başında iken birlikte olduğu kadınların sayısı bilinmiyor. Ancak bir de tecavüz ettiği kadınlar var. İşte o kadınların kod adları, nereli olduklarına ilişkin bilgiler ve tecavüz edilme öyküleri:

1-EVİN: Bu militan Kahramanmaraş’ın Pazarcık ilçesinden. 1986 yılında APO, bu bayanı cinsel ilişki için sıkıştırır. Sonunda amacına ulaşır da, gelgelelim, militan EVİN, başından geçenleri kadın militanlara anlatır. Mahsum Korkmaz Akademisi (Helvi Kampı) adı verilen yer, bu skandalla sarsılır. APO hemen komplo yöntemlerini devreye sokarak kadını ajan ilan eder, “Parti önderliğini yıpratma” suçlamasıyla tutuklatır. Sonra yargılanır, suçludur, cezası ölümdür, ceza hemen infaz edilir.

2-ZEHRA: Ankaralı Zehra, APO’ya direnir uzun süre ama çare yoktur, sonunda kirletilir APO tarafından. APO’nun eşi Kesire öğrenir bu durumu, kocasını ahlaksızlıkla, namussuzlukla suçlayarak konunun tartışılmasını ister. Nerdeee?… APO, Kesire’yi Kuzey Irak’a yollar görevli olarak ve Zehra ile alemler yapmaya devam eder. Bir süre geçince, Kesire diretir, Şam’a dönmek için yola çıkar, APO’ya haber verilir, Zehra Almanya’ya görevli olarak yollanır. Bu öykünün sonu “çifte kavrulmuştur” adeta. Önce Kesire’yi atar başından APO, ondan kurtulmuştur ya, Zehra rahat durmamaktadır, merkez komite üyeliği bile kesmemektedir onu, “O ki ondan ayrıldın, benimle evlenmelisin” demektedir. Almanya yolu gözükür yine Zehra’ya. Sonra da bir tertiple Alman polisine yakalatıp içeri attırırlar onu.

3-ROZA: Roza, Lübnan Kürtlerinden. Roza, Lazkiye’deki aşk yuvasına çağrılır ve APO’nun haremine dahil edilir. Tecavüz edilir. Çareyi kaçmakta bulur. Helvi Kampına gider durumu anlatır. Anlattıkları hemen APO’ya yetiştirilir. O da “ajan” oluverir hemen. Türkiye’ye gönderilir. Botan Eyaleti denilen yerde PKK’lı yoldaşları tarafından temize havale edilir.

4-NAFİYE: Elazığlı, PKK Merkez Komite üyesi Sarı Hüseyin adlı kişinin karısı. APO buna da göz koyar. 10 yaşında bir kızı da olan Nafiye’yi yanına çağırtır bir gün, cinsel ilişki teklif eder. Kadının “Ben evli bir kadınım, kocam savaşın ortasındayken bana bunu yapmaya utanmıyor musun?” derse de APO’dan “Aptal sen anlamazsın. Cinsel ilişki insan denen yaratığın yaşamının zaruri bir parçasıdır. Ayrıca sosyal ahlakın da gereğidir. Sen hâlâ feodal kafadasın” der ve kadına zorla tecavüz eder. Nafiye de Türkiye’ye gönderilir bir süre sonra, kocasının öldürülmüş olduğunu öğrenir. Halen Kuzey Irak’ta yaşamaktaymış.

5-MEDYA: Suriye’nin Kürtlerle meskun, Kamışlı ilçesindendir. Lise öğretmenidir. Bölgenin en ünlü aşiretlerinden birinin reisi olan Abdullah Bedro’nun kızıdır. 1986’da PKK’ya katılır Medya, 1987’de Şam’a çağrılır. Neden çağrıldığı bellidir. Lakin bu kez çetin cevize çatmıştır. Kadın direnir, tepki gösterir, sonra da olayı herkese anlatmaya başlar. Hemen suçlama , damgalama oyunları başlar, savunması istenir. Vermez. “Kimseye bir şey demezsen, unuturuz bu olayı, seni Türkiye’ye yollarız” denir. Gitmez, Suriye’de kalır ve APO’nun içyüzünü anlatmaya devam eder. Devrim mahkemesi kurulur, idam cezası verilir Medya’ya. Fakat bu infaz da olamaz, kadının aşireti ayaklanır, intikamlarını alacaklarını, APO’yu temizleyeceklerini ilan ederler. APO, geri adım atar, idam kararını geri alır. Aşiret yine durmaz, APO’yu öldürmek için çabalarını sürdürür. APO da onları imha kararı alır ya, her iki tarafın kararı da gerçekleşemez.

6-ZELAL: Bu da Tuncelili. Bu da aynı tezgâhla tecavüze uğrar. İntihara kalkışır olaydan sonra. Kurtarırlar. Sonra bazı görevler vererek unutturmaya, alıştırmaya çalışırlar. Başarırlar da bir ölçüde.

7-CANDA: Bu da Suriye Kürtlerinden. APO, çok güzel bir kadın olduğunu görünce alıkor yanında. Tecavüze yeltenir. Kız karşı koyar. Dakikalarca boğuşurlar, kızın üstü başı yırtılır, APO da hırpalanır epeyce. Fakat sonunda pis emelini gerçekleştirir. Dayısının oğluyla nişanlı olan bu kız, olaydan sonra APO’ya evine dönmek istediğini söyler. “Ben buraya devrimcilik yapmaya gelmiştim. Meğer işin başı olan sen ırz ve namus düşmanıymışsın. Bırak beni artık gideyim” sözlerine APO tepkisi ilginç olur: “Cahilsin, çocuksun, hayvan ve ahmaksın, Kürdistan’ın çağ dışı toplum etkilerini yaşıyorsun, düşmanın toplumumuza empoze ettiği karanlık toplumsal özellikleri değer yargısı olarak anlıyorsun. Namus senin anladığın gibi kadın erkek arasındaki ilişkiler değildir. Bir insan için namus onun ülkesi ve topraklarıdır. Burası bir parti ortamıdır, başıboş bir yer değildir. Buraya insanlar özgürce gelirler fakat istedikleri gibi çekip gidemezler. Bunu yapanlara parti hayat hakkı tanımaz.”
Canda da bir süre sonra Türkiye’ye yollanır, Cizre’de şehir faaliyetlerine katılır. Sonra bir yolunu bularak sekiz arkadaşıyla birlikte kaçıp PKK’dan ayrılır.

8-ADİFE: Lübnan Kürtlerinden. İki kardeşi ile birlikte katılır PKK’ya. İki kardeşi çatışmalarda ölünce, statüsü yükselir, çekirdek kadroya alınır. Adife, bir süre sonra APO tarafından iğfal edilmekle kalmaz, “metresim gibi” aşağılamasıyla da karşılaşır. Kızın annesi gelir sonunda APO’ya, “Bu durum bizim geleneklerimize uymaz, o ki böyle oldu, bari evlenin” diye yalvarır. Yanıt: “Kızın benim gibi büyük ve kahraman bir kişinin koynuna girmiş, övün övün…” dür.

IRZ DÜŞMANI “SAYIN ÖCALAN”IN VE PAZARLIKÇILARIN NAMUSLARI
Şam’da iken bir televizyon röportajında Öcalan “Kürt namussuzluğundan” dem vuruyordu. Kendi kitabında Kürtleri “İnsan-hayvan arası yaratıklar” olarak niteliyordu. Bunlar hep unutuldu. Irzına geçtiği, haremine aldığı kadınların öyküleri de unutuldu. O şimdi “Sayın Öcalan”, o hakaret edip kadınlarını kirlettiği kişiler, bu hitapla yüceltiyorlar onu. Bir tür Mazoşizm, “Bıji Serok APO” mazoşizmi.

Şimdi bu adamla görüşmeler, pazarlıklar yapılıyor.

Peki ya namus? Namus nereye gitti? Bu adamın yaptıklarını unutan, unutturmaya çalışanların namusları var mıdır? Yarın bu adam affedilip, hani birilerinin dediği gibi parlamenter de olursa, buna yeni kadınlar mı ikram edilecektir? Kim ikram edecektir?

Sahi namus nedir? Sizin namusunuz nerededir? Paçalarınızdan mı döküldü yoksa?

Cazim Gürbüz

3,687 Kez Toplam, 7 Kez bugun okundu

Tweet