SİYASET DÜZENİ VE 1 KASIM SEÇİMİ

SİYASET DÜZENİ VE 1 KASIM SEÇİMİ

Türkiye'de, seçmen eğilimlerine ilişkin yapılan araştırmaların ortak sonuçlarına bakıldığında;
-Seçmenimize göre, Türkiye’nin en önemli sorununun ekonomi (işsizlik, yoksulluk, enflasyon, ekonomik kriz kaygıları gibi) odaklı olduğunu söyleyenlerin oranı %56’dır.
-Terör sorunu, ekonomik sorunların sıralamasından sonra alt sıralarda yer almaktadır.
-Rejim kaygısıyla oy verenlerin oranı oldukça düşüktür.
-İstikrar konusu seçmen nezdinde önemli bir kavram olarak görünüyor. Halkın büyük bölümü borçlu olması ve bu borç yükünün altından kalkamama korkusu seçmende istikrarlı bir yönetim algısı oluşturuyor.
-Yine aynı seçmen, adalet kavramının büyük ölçüde yozlaştığını, %45 oranla devletin insan haklarına saygı göstermediğini, %48 oranında ekonomik durumun giderek kötüye gittiğini, iktidarın en başarısız bulunduğu konuların işsizliğin azaltılması, Suriye politikası ve rüşvet ve yolsuzluğun azaltılması olduğunu, sandık güvenliği açısından AKP seçmeninin %78’i sandık oy sayımlarının doğru yapılacağına inandığını belirtirken, bu oran muhalefet partileri seçmenlerince %23 olarak belirtmektedir.
-Ve aynı seçmen ilginçtir, "Türkiye'de yeni bir siyasi anlayışa ve yeni yüzlere ihtiyaç var mı?" sorusuna % 60'ın üzerinde bir oranla "evet, yeni bir lidere ve siyasi anlayışa ihtiyaç var." cevabını veriyor.
Bu yönde seçmen yapısı olan ülkemizde, siyaseten on yıllardır oynanan ve AKP dönemi ile "eş başkanı" olduğumuz "Büyük Ortadoğu Projesi" doğrultusunda şu oyun da oynanmaktadır:
-Ülkemizin kurucu değerlerinden biri olan "Din Değerlerimiz", AKP ile özdeşleştirilerek siyasete alet edildi ve yozlaştırıldı, 
-Diğer kurucu değerimiz olan "Büyük Önder Atatürk", CHP ile özdeşleştirilerek, bizzat CHP eliyle tartışma konusu yaptırıldı ve bu yönde değersizleştirme çabaları hızla devam etmektedir.
-Yine kurucu değerimiz olan ""Türk Kimliği" değeri de MHP ile özdeşleştirilerek, MHP'nin iktidar olma isteksizliği üzerine kurulu politikaları ile "Türk Kimliği üzerinden siyaset yapmanın gericilik ve siyaseten getirisi olmayan bir çaba olduğu" algısı yaratılmıştır. Bu algı 1 Kasım seçimlerinde MHP'nin milletvekili sayısı itibariyle 4. parti konumuna düşürülmesi ile pekiştirilmeye çalışılmaktadır.
-HDP'nin en çok oy aldığı Doğu ve Güneydoğu illerindeki halkımızın üçte ikisi etnik aidiyet, üçte biri dini aidiyet duygularıyla hareket ederek, etnik aidiyeti üzerinden düşünenler HDP'ye, dini aidiyeti öne çıkaranlarda AKP'yi tercih ediyor.
Sonuç olarak, BOP çerçevesinde şekillendirilmiş, sıralaması ve görevleri belli ve kendilerince de kabul edilmiş siyasi düzen içerisinde, halkın önüne bu seçenekler konulmakta ve medya aracılığıyla bu dördünden birini seçmesi istenmektedir. Bu yapılırken halka bir takım korkular empoze edilmekte ve halk adeta "kötüyü yaşamaktansa, iyiyi erteleyelim" düşüncesiyle oy kullanmaya zorlanmaktadır.
Hiç kimse halkın beklentilerinin, umutlarının, hayallerinin olmadığını zannetmesin.Halk umutları, hayalleri ve korkularıyla, kendisine yüklenen önyargılar ve senaryoları taşıyarak sandığa gidiyor. Ancak, düzen içerisinde öyle bir sarmala sokulmuş ki, istemeyerek de olsa "ehven-i şer" diyerek oyunu kullanıyor. 
Evet, seçmen üzerindeki araştırmalar ortaya koyuyor ki, halkımızın %70’i kerhen oy kullanmaktadır. Halkımıza kulak verildiğinde her yerde şu sözleri duymak mümkündür:
-Bu adam çalıyor ama...
-Bu parti başkanından bir şey olmaz ama...
-Bunun iktidara gelesi yok ama...
İşte bu anlatımlar, halkın kerhen oy verdiğini açıkça göstermektedir.
Halka yüklenebilecek tek kusur, sorgulamaması, farklı seçeneklere dikkatini verememesi, bazı kesimlerin de duygusal bağlarla particilik yaparak özgür olmayı becerememesi ve çıkar üzerine kurulu düzen partilerinin arasında kaybolmasıdır.
Kusurun en büyüğü ise; kurucu değerleri kendi partisiyle özdeşleştirerek "mirasyedi" zihniyetiyle kolay siyaset yapma yolunu seçen, eylemsiz ve zahmetsizce siyasetin menfaatlerinden pişkince faydalanan, üst yönetimleriyle ekseni kaydırılmış siyasi partilere ve sadece 4 seçeneği halkın önüne tepsi içinde sunan, diğer siyasi partileri baştan "sandığa gömen!" ayarlanmış medyaya aittir.
Çözüm ne mi?
Artık, ben oyumu verdim işim bitti devri geçmiştir. Ülkenin geleceğini; duygusal bağlarla bir siyasi partiye bağlanarak, yanlış olduğunu bildiğin halde doğruymuş gibi görmeye kendini zorlayarak, gruplaşmanın içinde çatışma ruhuyla oy kullanarak çözemezsiniz. Herkes sorgulamak ve hesap sormak zorunda olduğu gibi bizzat siyasete aktif olarak katılmak mecburiyetindedir. Bunu yapacak olan da GENÇLERDİR.
Sevgili gençler, ya bu ayarlanmış siyaset düzenine teslim olacaksın, ya da kendinin ve ülkenin geleceği için yapılması gereken siyaseti bizzat kendin kuracaksın. Kazanınca "demokrasi" naraları atarak, kaybedince millete veryansın ederek bu işlerin içinden çıkılmaz. "Başı Dik Devlet, Onurlu Millet" olmak emek ister. HEPAR bunun için vardır ve genç yeteneklerle bu işi başaracaktır.
BİZE KATILIN! 

Recep BAKIRCI
Hak ve Eşitlik Partisi
Genel Başkanı