NEDEN BÖYLE?

NEDEN BÖYLE? 

(TÜRK EĞİTİM SİSTEMSİZLİĞİ!)

İnsanımız, ülkede olup bitenlere bakıp kendisine, "Neden böyle? diye sorar ve kendince böyle olmaması gerektiğini düşünerek, aynı toplumda yaşadığı insanların nasıl "uyanamadığını" bir türlü anlayamaz. Tüm bu gidişatın, ülkenin eğitim sistemi ve öğretmenlerimize verdiğimiz değer ile bağlantılı olduğunu ise pek azımız fark ederiz.

Günümüz itibariyle eğitim sistemimize (daha doğrusu sistemsizliğimize!) ve öğretmenlerimize verdiğimiz değere ana hatlarıyla bir bakalım, bakalım ki, "Neden böyle?" sorusuna doğru cevaplar verelim:

1-Düşünme ve sorgulama yetisi gelişmiş, yetenekleri doğrultusunda ülkesine değer katacak, özgür bireyler yetiştirme amacı taşıyan eğitim sisteminin; sınava dayalı, ezberci, formülleri kalıp olarak öğrenciye aktaran, siyasal iktidarın kendi dünyasında canlandırdığı tutucu ve sorgulamayan insan modeline dönük bir sistem olduğu Türkiye,

2- Öğrenci dostu okul mekanlarında öğrencilerin kendini ifade edebilmesine olanak sağlayan sistem yerine, sınava dayalı olması nedeniyle okulların yeterli olmadığı, ayrıca dershaneye gitmek veya özel ders almak zorunda kalan, adeta yarış atına döndürülmüş, mutsuz öğrencilerden oluşan bir eğitim sistemi olan Türkiye,

3-Toplumsal dayanışmayı artırıcı, grup çalışmalarını önemseyen, bireyler arasında güven aşılaması gereken eğitim sisteminin; kendi başarısını, diğer öğrencilerin başarısızlığına endeksleyen, adeta diğer öğrencilerin başarısızlığı için dua eden nesiller yetiştiren bir sisteme dönüştüğü Türkiye,

4-Evrensel bilimsel ölçeklere göre değil, siyasal iktidarın tek pencereden gördüğü dünyasına göre şekillenen okul modelleri ve yaz-boz tahtasına dönmüş müfredatı, geleceğin teknolojisiyle ve toplumuyla uyumlu bireyler yerine, teknolojiyi zevk için kullanan, düşünce yapısının belli bir yönde olmasının her şeyin önüne konulduğu eğitim sistemi olan Türkiye,

5-Öğrencilerin yeteneklerine ve ileride yeteneğiyle uyumlu iş yaparak mutlu olmalarını sağlayacak mesleki yönlendirme yerine, öğrencilerin üniversite sınavında aldığı puana göre meslek seçimi yapmak zorunda bırakıldığı bir eğitim sistemi olan Türkiye,

6-"Yetenekli ve zeki isen, ailenin malvarlığı durumu da uygunsa yurt dışına git" diye bas bas bağıran bir eğitim sistemi olan Türkiye,
7-Halen daha cinsiyet eşitsizliğinin bariz olarak göze battığı, kız öğrencilerin okuma oranlarının erkeklere göre oldukça düşük olduğu ve bu makasın üniversite eğitimi açısından iyice açıldığı, eğitimi bir "HAK" ve "FIRSAT EŞİTLİĞİ" olarak ele almayan sistemin olduğu Türkiye,

8-Sınava dayalı sistemde, belli kesimlere sızdırılan sorular, bazı okul veya dershanede öğrenim görmüş olmanın kamu istihdamında referans alındığı, doğru-dürüst ve adilce bir sınavın dahi becerilemediği, her yeri şaibeli, nice emeklere saygısızlık yapılan ülke Türkiye,

Say say bitmez...

Mamul maddesi insan olan, yetiştirdiği bireylerin niteliği tüm toplumu ilgilendiren, kutsallığı buradan gelen, ülkenin bilimsel, kültürel ve sanatsal tüm olanaklarından en başta ve en fazla yararlanmasını sağlayacak olanaklara sahip olması gereken öğretmenlik mesleğini yürüten değerli öğretmenlerimizin durumu ne?

Bakalım:

-Son kur artışlarından sonra yıllık toplam 10.000 Dolar seviyesine düşen öğretmen maaşları. (Avrupa ortalaması 32.000 Dolar seviyesinde olup, Kanada'da 42.000 Dolar, Almanya'da 50.000 Dolar, İsviçre'de 81.000 Dolar seviyelerindedir.)

-İhtiyaç olduğu halde atanamayan binlerce öğretmenin asgari ücret düzeylerinde ücretli öğretmenlik yaptığı veya dershanelerde düşük ücretlerle çalışmak zorunda bırakıldığı (Bu işleri de bulabilirlerse!),
-Atanamayacağını bilerek üniversitelerin öğretmenlik bölümlerinde okuyan binlerce öğrencisi olan Türkiye,

SONUÇ NE Mİ?

-Türkiye İstatistik Kurumu'nun, 15 + yaş eğitim durumuna göre nüfusun dağılımı istatistik çalışmasına göre, Türkiye; 2 milyon 643 bin 712 kişinin okuma yazma bilmediği, aynı şekilde okuma yazma bilen fakat herhangi bir okul bitirmeyenlerin sayısı da yüzde 6.87 ile 3 milyon 829 bin 953 kişi olarak kayıtlara geçtiği bir ülke. (Yani, ülkemizde 6 milyonun üzerinde kişi okul yüzü görmemiş.)

-64 OECD ülkesi arasında; 

Matematikte 44'üncü.
Kendi dilinde okuduğunu anlama ve anlatmada 42’nci.
Fen Bilgisinde 43’ncü.

-Türkiye’de yaşayan her 10 kişiden sadece biri insanlara güvenebileceğini düşünüyor.

-Dinin esas anlamının, insanlara iyilik etmekten daha ziyade kurallara uymak olduğunu düşünenlerin oranı yüzde 64.

-Cinsiyet eşitliği açısından, Türkiye 60 ülke arasında 48. sırada.
Evet. Şimdi başa dönerek aynı soruyu bir daha soralım: "Neden Böyle?


Recep BAKIRCI
Hak ve Eşitlik Partisi
Genel Başkanı