HASTALIKLI ZİHNİYETİN HEDEFİNDEKİ KADIN

Elbette, kadına yönelik şiddetin ve cinayetlerin bir çok sosyolojik, toplumsal ve ekonomik nedenleri vardır. Bunların bilimsel çerçevede ele alınıp gerekli politikaların yürütülmesi gerekmektedir.

Ancak; 

"Kadın, mahrem- namahrem bilecek. Herkesin içerisinde kahkaha atmayacak. Bütün hareketlerinde cazibedar olmayacak, iffetini koruyacak."
"Kadın-erkek eşitliği fıtrata ters."
"Kadınlar iş aradığı için işsizlik yüksek."
"Kadın tecavüze uğruyorsa neden çocuk ölsün, günahı ne? Anası ölsün öyleyse."
"Kadınlar için tek kariyer annelik."
"Türk kadını evinin süsüdür." diyen zihniyetin yönetimde olması, 
Din programları adı altında, televizyonda 13 yaşındaki bir erkek çocuğuna "annem benim yanımda namaz kılabilir mi?" diye soru sordurup, profesör etiketli kişilerin de pişkin pişkin bunlara cevap vermesi, aklını hurilerle bozmuş sapık zihniyetli insanların din adına ahkam kesmesi,
Kendini eşit insan olarak değil, korunması ve yönetilmesi gereken 2. sınıf, hatta erkeğin kölesi olmak için yaratılmış "diğer" bir insan olarak gören düşüncenin ürettiği kadınların, hemcinsleri adına konuşturulmasıdır, kadına şiddeti ve kadın cinayetlerini tetikleyen.

Ve,

Katledilmiş bir kadının neyi nasıl ispat edebileceği düşünülmeden, mahkemede yalan yanlış ifade veren sanığın, yasaların buna izin vermesinden dolayı, "savunmanın aksi ispat edilemediğinden" gibi bir gerekçeyle "tahrik" indiriminden ve "duruşmadaki hali" gibi soyut bir gerekçeyle "takdiri" indirimlerden faydalandırılması,
yasal sınırlar iyi belirlenmediğinden , yargıcın dünyasının karara etki edebildiği bir mevzuat yapısı, infaz rejiminden kaynaklanan indirimler ve tahliye imkanlarıdır, failleri cesaretlendiren.

Kadına şiddet ve kadın cinayetleri, belirli günlerde veya olaydan olaya kınanıp geçilemez. Bu suçun mağduru veya maktulü sadece kadın değildir. Şiddete uğramış bir kadının tüm hayatıdır karartılan veya cinayete kurban edilmiş bir kadının tüm yakınları ve çocuklarının hayatıdır katledilen. Toplumsal vicdandır toprağa gömülen. 

Bu nedenle; önce yöneticiler dilini düzeltmeli, kadını cinsel meta haline getiren zihniyetin dili susturulmalı; kadına şiddetin ahlakın gereği olmadığı, asıl ahlaksızlığın bu eylemi işlemek olduğu öğretilmeli; kadına yönelik suçların gerçekleşmeden önlenmesi için tüm yetkili organlar titiz bir çalışma yürütmeli, ihmale mahal verilmemelidir. Bu eylemlerin sistematik suç olduğu bilinerek yasal olarak en sert ve yargıcın dahi müdahale edemeyeceği, takdiri ve yasal hiçbir ceza indirimi uygulanamayacak şekilde yasal düzenlemeler yapılmalıdır. 

Ayrıca, bu tür olaylarla ilgili özel bir yargılama usulü getirilmeli, yargılama sırasında mağdurlar, sanıkla yan yana getirilerek acılarını bir kez daha yaşamasının önüne geçilmeli, bu suçlarla ilgili soruşturmayı yürütecek özel kolluk birimleri oluşturulmalıdır. 

Ne yazık ki, bu ülkede her şey önce sloganlaştırılıyor, sonra sıradanlaştırılıyor ve nihayetinde kanıksanır hale getiriliyor. Kadına yönelik suçlarda da toplum bu yöne doğru gitmektedir. 
Terör olaylarında olduğu gibi! 
Buna izin verilmemelidir.

Recep BAKIRCI
Hak ve Eşitlik Partisi
Genel Başkanı