GERİYE SEN KALDIN!

Binlerce yıllık siyasi ve uygarlık tarihi olan Türk Milleti kendi başına bırakılamazdı! Nereden geldiğini ve yüzünü nereye döneceğini anlamadan, tekrar aslına dönmeden ve uygarlık yaratacak bilgi toplumu olmadan müdahale edilmeliydi.

Bu nedenle;
Yabancıların çıkarlarına hizmet etmeyi amaç edinmiş ve bu yolla kazanç sağlayan sözde aydınlar gerekliydi.

Batılı danışmanların eliyle bilgi üretmeyen, düşünme ve anlama yeteneği zayıf ve yurtseverlik duyguları alabora olmuş nesiller yetiştirecek bir eğitim sistemi kurulmalıydı.

Borçlandırılmalıydı bu devlet ki, yaratılacak krizler ve artırılacak kurlarla en değerli varlıklarını yarı fiyatının altında satışa çıkarmalı, bu varlıklar el değiştirmeliydi.

Toprakları çok verimliydi bu ülkenin ama tarım ülkesi de olmamalıydı, tohumu, buğdayı, pamuğu, mısırı, soyayı v.s. yabancıdan almalı, başka ülkelerin çiftçilerine milyarlarca dolar gelir sağlamalıydı.

Bu ülkenin stratejik konumu da çok önemliydi, bu vatan Türk Milleti'ne çoktu! Küçültülmeliydi, bölünmeliydi bu ülke, bu kadar yer altı ve yer üstü zenginliklere sahip bir coğrafya Türklere bırakılamazdı.

Ve tüm bunların gerçekleşmesi için, Avrupa ve Amerika'ya yamanmayı marifet sayan, varlıklarını onlara borçlu, aslını unutan siyasetçiler gerekliydi. Bağımsızlık duygusunu yitirmiş, aklı karışık, demagog olma özelliği dışında hiçbir hasleti olmayan, gerek iktidarı ve gerekse meclisteki diğer partileriyle birlikte aynı çadır tiyatrosunda rol almayı kabul etmiş siyasetçileri olmalıydı.

Yine bu siyasetçilere oy verecek kitleleri oluşturmak için, alt tabakayı yobazlarla idare edecek, üst tabakayı dizi filmlerle ayrı bir dünyaya hapsedecek, düşünen kesimi de, her şeyden anlayan! İktidar destekçisi sözde aydınları kanal kanal her gün televizyonlara çıkararak yönetecek bir medya olmalıydı.

Bunlar da yetmezdi, halen bu ülkenin yönetim şekli anayasasında cumhuriyet olarak geçmekteydi. Cumhuriyet yönetimi nihayetinde halk yönetimiydi ve halk bir gün gerekeni yapabilirdi. Bu nedenle, tek adam yaratılmalıydı; anayasa ve kanunların üzerinde olan, yasamanın, yürütmenin, yargının, emniyetin, ordunun, medyanın velhasıl olabildiğince her şeyin ona bağlandığı, onun üzerinden bütün ülkenin yönetilebilmesi kolaylığını sağlayan tek adam olmalıydı.

Hepsi oldu ve olmaya devam ediyor!

Geriye sen kaldın! Her şeye rağmen yurtseverlik duygusunu yitirmemiş, özgürlüğünü her şeyin üzerinde gören, kalıbına sığmayan, "bu mücadeleyi ancak ben yaparım, bu benim işim" diyebilen.

HEPAR senin için var!

Recep BAKIRCI
Hak ve Eşitlik Partisi 
Genel Başkanı