DIŞA BAĞIMLI SİYASET VE TÜRKİYE NİN YASALARLA İŞGALİ

Ülkemiz, dışa bağımlı ekonomi ve siyaseti nedeniyle gerek IMF, gerek Dünya Bankası ve gerekse AB'nin dayatmaları ile çıkarılan yasalarla eli kolu bağlanmış ve adeta yasalarla işgal edilmiştir. Nasıl mı?

Hatırlarsanız 2001 krizinden sonra göreve getirilen Kemal Derviş, ABD'de bulunduğu sırada, "kredi alabilmemiz için 15 günde 15 yasa çıkarmamızı istiyorlar" demişti. IMF'nin istediği yasalar Türkiye'yi esir alan ve gelecek tüm kuşakları zarara uğratacak, milli çıkarlara aykırı yasalardı ve hepsi de bir bir TBMM tarafından çıkarıldı. Bu işgal yasaları halka; "IMF istikrar programı", "Dünya Bankası yapısal uyum projeleri", "AB uyum yasaları" olarak ambalajlanarak sunuldu.

Gerek bu dönemde ve gerekse sonradan iktidara gelen AKP döneminde bu yasalar hızla çıkarıldı ve toplumun dikkati başka yönlere çekilerek halktan kaçırırcasına yürürlüğe sokuldu.

İşgal yasaları; IMF, Dünya Bankası, AB aracılığıyla dayatıldığı gibi bazen de Bursa Orhangazi'de tarım arazisi üzerine fabrika yapan Cargill firmasının kurtarılması ve Şeker Kanunu'nda olduğu gibi bizzat ABD Başkanı Bush'un talimatı veya küresel şirketlerin doğrudan talepleri ve baskıları ile çıkarılmışlardır.
Tekel Kanunu, Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile Mera Kanunu'nda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun, Şeker Kanunu, Tohumculuk Kanunu, Maden kanunu, Petrol Kanunu, Telekom Kanunu, Mera Kanunu, ikiz yasalar olarak bilinen bölünme yasaları vb. birçok yasa ile bu işgaller gerçekleştirilmiş ve uyuşmazlıkların küresel şirketlerin isteği doğrultusunda çözümlenebilmesi için de Tahkim Yasası kabul edilerek, Türk Mahkemeleri devreden çıkarılmıştır.
Bütün bu olanlar ülkemizin "hukuken işgali"dir ve bu yasalar bugün kendisini muhafazakar, milliyetçi veya sosyal demokrat olarak tanımlayan bütün partiler döneminde aşama aşama çıkarılmıştır.
Halk artık kurtarıcı beklemeyi bırakmaz, gelecek kuşaklara karşı sorumluluğunun farkına varıp, siyasetin bizzat içinde olarak ve sorgulayarak işe el atmazsa bu gidiş asla değişmeyecektir. Türkiye'nin bu meselelerinin gündelik siyasetle çözümleneceğini düşünenler boşa çabalamaktadır. Devasa boyutlardaki bu sorunlar ancak milli bir siyaset anlayışı ve topyekün seferberlik ruhu ile çözümlenebilir. "Şu partinin başından bu gitsin şu gelsin", "seçim döneminde şunu dersek oy alırız" gibi sığ siyasetle sorunların çözüleceğini düşünenler gelecek kuşaklara karşı büyük bir vebal altındadır.
HEPAR bu bilinçtedir ve bu nedenle parolası, "Siyasi ve Ekonomik Bağımsızlıktır."

HAK VE EŞİTLİK PARTİSİ