BU KISIR DÖNGÜ BİTMELİ

BU KISIR DÖNGÜ BİTMELİ

AKP Hükümetleri döneminde, 01 aralık 2007 tarihi ila 19 Ekim 2011 tarihleri arasında, PKK terör örgütü kamplarına yönelik 10 kez sınır ötesi hava saldırıları ile 21 Şubat 2008 tarihinde başlayıp 28 Şubat 2008 tarihinde sona eren ve Güneş Harekatı adı verilen kara harekatı düzenlenmiştir. Bu harekatların öncesine bakıldığında, hep büyük bir terör saldırısı sonucu vahim sayıda şehitler verilmiş ve artan terör saldırıları nedeniyle kamuoyu yoğun bir tepki göstermiş, bunun üzerine harekatlar gerçekleştirilmiştir. Örneğin, 17 Ağustos 2011 tarihinde Çukurca İlçesi'nde PKK terör örgütü tarafından gerçekleştirilen mayınlı saldırı sonucu 11 askerimizin şehit olması ve 19 Ekim 2011 tarihinde yine Çukurca İlçesi'nde 200 kişilik PKK terör örgütü mensuplarının saldırısı sonucunda 24 askerimizin şehit olması üzerine sınır ötesi hava saldırıları düzenlenmiştir. Güneş harekatıyla ilgili olarak, dönemin ABD Savunma Bakanı Robert Gates'in sonradan hatıralarını yazdığı kitabında, harekatın kendi talimatlarıyla sona erdirildiği yönündeki açıklamaları ve o dönemde iç siyasette de bu hususun tartışma konusu olması nedeniyle, harekatın tam amacına ulaşıp ulaşmadığı da tereddütte kalmıştır.

Yapılan tüm bu sınır ötesi harekatlar, çözüm getirecek düzeyde olmamış, kamuoyunun sakinleştirilmesi ve iç siyasete ilişkin hamleler boyutundan öteye gidememiş, o zaman hangi sözler söylenmiş ise şimdi de aynı sözler tekrar edilmektedir.

PKK terör örgütü yanında, IŞİD terör örgütünün ülkemiz aleyhine gerçekleştirdikleri haince eylemler sonucunda polislerimizin ve askerlerimizin şehit edilmesi üzerine kamuoyu tepkisi artmış ve sonucunda yeni bir hava saldırısı başlatılmıştır.

Bu tür önlemlerin alınması elbette gereklidir ve kanaatimizce geç bile kalınmıştır. Ancak, harekat öncesi İncirlik Üssü ile ilgili ABD ile yapılan pazarlıklar ve neticede üssün ABD ve koalisyon güçlerinin kullanımına açılması ve bu anlaşma sonrasında harekatın başlaması; harekatın zamanlaması, alacağı süre ve kesin sonuç alınmasının sağlanması anlamında milli olmadığı yönünde tereddütleri artırmaktadır.

Görünen o ki, ülke çıkarlarımızın ve insanımızın can güvenliğinin korunması için gerekli tedbirlerin alınması açısından tek başına hareket edilememekte ve çıkarlarımız pazarlık konusu yapılmaktadır. Elbette uluslararası hukuk gereği bazı girişimler yapılmalı ancak bu, icazet alma boyutunda olmamalıdır. İncirlik Üssü'nün kullanımının gizli nitelikteki Bakanlar Kurulu Kararı ile ABD ve koalisyon güçlerinin kullanımına hangi koşullarda verildiği ısrarla dile getirilmemektedir. ABD yetkililerinin İncirlik Üssü'nü, IŞİD ile mücadelede kullanmak amacıyla istediklerini dile getirmeleri ve bunun yanında IŞİD ile mücadelenin asgari 15-20 yıl süreceğini ifade etmeleri karşısında, nükleer kapasiteye sahip İncirlik Üssü fiilen ABD'ye bir daha çıkmamak üzere mi verilmiştir? Oluşturulmasını talep ettiğiniz güvenli bölge nereyi kapsayacak ve bu bölgede bizim yetkilerimiz ne olacak? Yoksa oluşturulacak güvenli bölge tamamen ABD'nin insiyatifine mi bırakılacak? Gelişen olay ve saldırılara karşı silahlı müdahale hakkımız olacak mı? Eğer bunlar elde edilemediyse, güvenli bölge ve İncirlik Üssü'nün ABD ve koalisyon güçlerinin kullanımına açılması, bizim elimizi kolumuzu bağlamaktan öte bir sonuç doğurmayacaktır.

AKP Hükümetleri zamanında yapılan bütün hava saldırılarının öncesindeki koşullar ve yapılan harekatların kısa süreli oluşu ve sorunu çözmekten uzak oluşu dikkate alındığında, şu kaygılarımızı kamuoyu ile paylaşmak isteriz:
Eğer, başlatılan ve halen devam etmekte olan hava saldırıları sonuç alıncaya kadar devam etmez, devamında gerek yurt içi ve gerekse yurt dışında kara harekatıyla desteklenmez ve bunun yanında, terör örgütlerinin tüm şehir yapılanmaları ve finans ağları ortaya çıkarılana kadar sürdürülmez, önceden yapıldığı gibi salt seçime yönelik iç siyaset hamlesi veya artan terör olayları nedeniyle yükselen kamuoyu tepkisini sakinleştirmek boyutunda kalır ise, unutmayın ki, gelecekte bu millete en büyük acıları yaşatırsınız. Zira, ihmalkarlıklar neticesinde, terör örgütleri çeşitlenmiş ve sadece kırsalda değil şehir merkezlerinde de kendilerine yer bulmuşlardır. Bundan sonra millet olarak, terörün en acı ve hainliklerle dolu yüzüyle karşı karşıya gelebiliriz. Bu nedenle, bu iş bitene kadar mücadele yürütülmeli, halkımız süreçle ilgili doğru bir şekilde bilgilendirilmeli ve topyekün bir hareket tarzı belirlenmelidir. Aksi halde, bu milletin bir kez daha bu olaylarla yüz yüze gelmeye tahammülü kalmamıştır.

Kendi haline yaşayan bir ülke olan Pakistan, etrafındaki Afganistan batağı yüzünden nasıl bugün terör örgütlerinin yuvası haline geldiyse, Irak ve Suriye'deki terör batağından bu ülkeyi çıkaramazsanız, güzelim ülkemizin sonu da terör örgütlerinin cirit attığı, güvenlik ve huzurun olmadığı bir ülke haline gelmek olacaktır.

"Politika, insanların yaşam mücadelelerini dünyada var olabilmek için sürdürme sanatıdır. Sonuçta tüm mücadele temelde nüfusunu besleyecek yeterli toprağa sahip olmak ve elde etmek için yapılır. Mücadele budur. Halkın gücü silah stoklarından çok daha üstündür. Halkın kararlılığı, azmi ve inancının tam olduğu yerde hiç bir şey kaybedilmez." (Osman PAMUKOĞLU)

Tüm yetkililer bilsin ki, Türk Halkı'nın, bu işin bitirilmesi gerektiğine ve gerekli fedakarlığı her zaman olduğu gibi şimdi de yapmaya hazır olduğuna inancı tamdır.

Artık bu kısır döngüyü bitirin, ya da gidin!

Recep BAKIRCI
Hak ve Eşitlik Partisi
Genel Başkanı