AYLAK AKIL, HER YANA DÖNER!

10482 Kez Okundu

Tweetle

Gündem- Yazı ve Makaleler

AYLAK AKIL, HER YANA DÖNER!

Türkiye’nin hali, rüzgarın bulutları önüne katması gibi..Ülke, karanlık ve sıkıcı bir geceden farksız..

Gürültü eden kıpırdıyordur.. Kıpırdayan oynaktır ve sağlam değildir. Donmamış sıvıdır; ağırlığa dayanamaz.. Trakyalılar, binlerce yıl evvel, buz tutmuş bir ırmağın üstünden geçmeden önce, onun donup donmadığını anlamak için, önden bir tilki salıyorlardı. Tilki, ırmağı geçmeye başlamadan, buzlar üzerine kulağını dayar ve sesi dinlerdi. Gürültü duyarsa, tehlike ve risk var diye ırmağın üzerinden geçmeye kalkmaz geri dönerdi! Tabii ki tilki, bunu Traklar için değil kendisi için yapıyordu..Tehlikeyi görmek, sezmek ve önceden fark edebilmek; tilki de bu yetenek ve zeka halen var!..

İnsan yetindiği zaman, bu ya aklın azalmasına ya da yorulma ve usanmasına işarettir. Güçlü bir akıl kendiliğinden durmaz. Her zaman ister ve kendi gücünün ötesini arar. Eğer ilerlemezse, zorlanmazsa, çarpmazsa, o zaman yarı canlıdır; peşine düştüklerinin sınırı ve şekli yoktur. Onun besini, hayrete düşmektir, belirsizliktir, avdır..

Hep sallantıda kalan insandan daha korkağı yoktur. Bir kez düşmek çok daha iyidir. Şu bilinmelidir; zamanın etkili gücü bedeni parçalayacaktır. Yaşam sana aittir, çok akıllıca kullanılmalıdır, bir gün toprak, gölge, boş bir söz olacaksın..Gelecek nesillerin hatıralarında kalacak kadar büyük işlerin içinde olunmadığı sürece de ha olmuşsun ha olmamışsın,kimin umurunda?.

Yürekli insan olmak, kol ve bacak işi değildir, cesaret ve sağlam ruh işidir.. Hiç bir şey yapmamak, her konuda en büyük tehlikedir..Bir insanın düşünme gücü rehin veya satın alındığında o, ya bütünlüğünü yitirir, ya az özgür olur, ya da kaçınılmaz nankör olur..Ruhsal istek ve sağlamlık her şeyin özüdür. Ruh gevşek ve az dirençliyse üzerine bir şeyler basmak daha kolaydır ve bu insanlar her duyduklarına kolay inanırlar. Yargılama gücü ve içtenlik olmadan doğru yol kestirelemez.Ruh korktuğu sürece rahat yüzü de görmez..

Baş eğen, zayıf toplum, büyük saygı göstermeye ve korkuya daha açıktır. Tam insan, savsaklama ile korkaklık arasında gidip gelmez. Özgürlüğün gerçek mutluluk, cesaretin de özgürlük olduğunu bilir.. Yüzyıllar boyunca itaat eden toplumlar da, itaat alışkanlık haline geldiğinden, hak aramayı öğrenemezler, yolunu da bilmezler..Güçlü bir fikre veya kitle hareketine ancak ölüm kalım meselesi olduğunda değil, hemen kulak verilmelidir..

Türkiye’de politika, günlük heves ve halkın basit çıkarlarına göre siyaset yapmak, rüşvet, adam kayırma, devlet gelirinin yağmalanması, yeteneksiz insanların çok önemli mevkilere getirilmesi, tutarsızlıklar, laf ebeliği ile sürüp gitmektedir. Acı ve açlık, iyi birer öğretmendir ama, bunlar da henüz halka, “yetti artık” dedirtecek etkiyi sağlayamamıştır..

Gelecek üzerine kaygılı olan akıl, kötü haldedir ve çare arayışına girer. Ancak, kavrayış yoksa, bilgi de bir işe yaramaz.. Türkiye’nin hali, rüzgarın bulutları önüne katması gibi..Ülke, karanlık ve sıkıcı bir geceden farksız..

“Siyasetin Sefaleti” isimli bu kitap, Türkiye’nin son dört yılında olup bitenleri gözler önüne sermektedir. Halen yaşayanlar ile gelecek kuşakların da geçmişte Türkiye Cumhuriyeti Devletinde nelerin olup bittiğini öğrenebilmeleri için yazılmıştır.. Herkes ve her şey gelip geçicidir, kitaplar hariç..

Günlerden bir gün, Diyojene bir yurttaşı selam verir. Diyojen selamı almaz ve onu görmemezliğe gelir. Adam gider, Diyojen’in yolunu keser ve selamını neden almadığını sorar; Diyojen’in cevabı hazırdır: “ Böyle acı çekerek yaşayan ve kurtulmak için hiç bir şey yapmayan birine selam yok!”

Osman PAMUKOĞLU
Hak ve Eşitlik Partisi
Genel Başkanı

DİPNOT:
Bu metin, Osman Pamukoğlu’nun “Siyasetin Sefaleti” adıyla iki ay içinde yayınlanacak olan, dokuzuncu kitabının özsözüdür..